İzlandaca içindeki gefa ne anlama geliyor?

İzlandaca'deki gefa kelimesinin anlamı nedir? Makale, tam anlamını, telaffuzunu ve iki dilli örneklerle birlikte gefa'ün İzlandaca'te nasıl kullanılacağına ilişkin talimatları açıklamaktadır.

İzlandaca içindeki gefa kelimesi vermek, bahşetmek, çıkmak anlamına gelir. Daha fazla bilgi için lütfen aşağıdaki ayrıntılara bakın.

telaffuz dinle

gefa kelimesinin anlamı

vermek

noun (Bir cismin) mülkiyetini veya tutulma halini bir diğer kişiye aktarmak.)

Ég skal gefa þér bók.
Sana bir kitap vereceğim.

bahşetmek

verb

çıkmak

verb

Já, hann ūolir ūađ ekki, og öxlin mun gefa sig.
Evet, kaldıramaz, ayrıca omzu çıkar.

Daha fazla örneğe bakın

21 Við getum og ættum að gefa Guði heiðurinn á marga vegu.
21 Gerçekten Tanrı’ya izzet ve onur verebileceğimiz ve vermemiz gereken birçok yol vardır.
Undir umsjón svæðisnefnda um byggingarmál gefa hópar sjálfboðaliða líka fúslega af tímum sínum, kröftum og kunnáttu til að byggja hentug samkomuhús til tilbeiðslu.
Üstelik, Yöresel İnşa Heyetinin yönetimi altında çalışan gönüllüler de ekipler halinde, tapınmada kullanılacak güzel ibadet salonları inşa etmek üzere zamanlarını, güçlerini ve teknik yöndeki becerilerini gönüllü olarak kullanıyorlar.
Stundum er beygur í sumum við að gefa sig á tal við kaupsýslumenn en eftir að hafa reynt það í nokkur skipti færir það þeim bæði ánægju og umbun.
Bazıları ilk başta bir dükkân veya mağaza sahibine yaklaşmaktan çekinebilir, fakat birkaç kez denedikten sonra, bu hizmeti hem ilgi çekici hem de yararlı buluyorlar.
Við hugsum oft um það sem Jehóva ætlar að gefa okkur í paradís framtíðar en í þessari grein er athyglinni beint að því sem á eftir að hverfa.
Yehova’nın cennet yeryüzünde bize verecekleri üzerinde sık sık düşünsek de bu makalede daha çok O’nun neleri ortadan kaldıracağını göreceğiz.
Ég lærði mikið um gleðina sem fylgir því að gefa á mínum yngri árum. – Matt.
O günlerde, vermenin mutluluğuyla ilgili çok şey öğrendim (Mat.
Það hendir flesta ökumenn af og til að gefa öðrum bílstjórum og vegfarendum engan gaum.
Sürücülerin çoğu zaman zaman, aynı yolu kullanan diğer sürücüleri görmezlikten gelir.
Ástand hans var alvarlegt og sumir af læknunum töldu að það þyrfti að gefa honum blóð til að bjarga lífi hans. Læknarnir vildu samt virða óskir hans.
Durumu ciddi olmasına ve bazı doktorların Pablo’nun hayatını kurtarmak için kan verilmesi gerektiğini düşünmesine rağmen, sağlık ekibi onun arzusuna uymaya razı oldu.
(Jesaja 53:4, 5; Jóhannes 10:17, 18) Biblían segir: „Mannssonurinn er . . . kominn til þess að . . gefa líf sitt til lausnargjalds fyrir marga.“
(İşaya 53:4, 5; Yuhanna 10:17, 18) Mukaddes Kitap şöyle der: “İnsanoğlu . . . . birçokları için canını fidye vermeğe geldi.”
Ūiđ gefiđ fķlki bestu gjöf sem hægt er ađ gefa.
Siz insanlara verilebilecek en güzel hediyeyi veriyorsunuz.
Myndi það auka virðingu fyrir lögum Guðs og vitna um algert réttlæti hans ef Adam yrði leyft að lifa eilíflega á jörðinni, eða myndi það spilla virðingu annarra fyrir lögum Guðs og gefa í skyn að orðum Guðs væri ekki treystandi?
Suçlu olarak yeryüzünde ebediyen yaşamasına izin vermek, Tanrı’nın kanununu yüceltip O’nun mutlak adaletini belirtecek miydi, yoksa Tanrı’nın kanununa karşı saygısızlığı teşvik edip Tanrı’nın Sözünün güvenilir olmadığını mı gösterecekti?
Í sýn sá Daníel ‚hinn aldraða,‘ Jehóva Guð, gefa ‚Mannssyninum,‘ Jesú Kristi, „vald, heiður og ríki, svo að honum skyldu þjóna allir lýðir, þjóðir og tungur.“
Daniel, bir rüyette “Günleri eski olan” Yehova Tanrı’nın, “insanoğlu” yani Mesih olan İsa’ya ‘bütün kavmlar, milletler ve diller ona kulluk etsinler diye kendisine saltanat ve izzet ve kırallık verildi”ğini gördü.
Þú verður að gefa upp rétt lykilorð
Doğru bir parola girmelisiniz
Hann skrifaði söfnuðinum í Þessaloníku: „Slíkt kærleiksþel bárum vér til yðar, að vér vildum glaðir gefa yður ekki einungis fagnaðarerindi Guðs, heldur og vort eigið líf því að þér voruð orðnir oss ástfólgnir.“
Pavlus Selanik’teki cemaate şunları yazdı: “Sizi özliyen bizler size yalnız Allahın incilini değil, fakat kendi canlarımızı da vermeğe razı idik; çünkü sevgilimiz olmuştunuz.”
(Rómverjabréfið 10:2) Þeir ákváðu sjálfir hvernig skyldi tilbiðja Guð í stað þess að gefa gaum að því sem hann sagði.
(Romalılar 10:2) Tanrı’nın söylediklerini dinleyeceklerine, O’na nasıl tapınmak gerektiğine kendileri karar verdiler.
Michel myndi glađur gefa út bķkina ūína og greiđa vel fyrir.
Michael kitap fikrine balıklama atlar ve sağlam para yatırırdı.
Kannski ættum viđ ađ gefa ūeim gjöfina frá okkur.
Artık çocuklara hediyemizi vermeliyiz.
17 Þá rann upp tími, ákveðinn af Jehóva, til að gefa krýndum syni sínum Jesú Kristi þau boð sem felast í orðunum í Sálmi 110:2, 3: „[Jehóva] réttir út þinn volduga sprota frá Síon, drottna þú mitt á meðal óvina þinna!
17 O tarih, Yehova’nın, tahtına oturttuğu Oğlu İsa Mesih’e, Mezmur 110:2, 3’te kayıtlı şu emri vermeyi tayin ettiği tarihtir.
Nú til dags eru óteljandi sérfræðingar tilbúnir að gefa ráð um samband kynjanna, ástina, fjölskyldulífið, hamingjuna, friðsamleg samskipti og jafnvel tilgang lífsins.
Bugün ilişkiler, sevgi, aile hayatı, anlaşmazlıkların çözümü, mutluluk, hatta hayatın anlamı hakkında tavsiyeler vermeye hazır sayısız uzman var.
(Jóhannes 13:35) Ef við höfum þetta hugfast getur það hjálpað okkur að njóta gleðinnar af því að gefa.
(Yuhanna 13:35) Bunları hatırlamak vermenin sevincini paylaşmamıza yardım edebilir.
Hann er ekki að gefa í skyn að endurtekning sé röng.
O, tekrarlamanın başlı başına yanlış bir şey olduğunu söylemek istemedi.
Síðan kenndi Jesús okkur að biðja Guð að gefa okkur mat fyrir hvern dag.
Sonra İsa her gün ihtiyacımız olan yiyeceği bize vermesi için Tanrı’ya dua edebileceğimizi öğretti.
( Stebbi ) Mikilvægast af öllu var ađ gefa aldrei tommu eftir.
En önemli kuralsa hiç taviz vermemektir.
Hví er ekki ķhætt ađ ganga í almenningsgarđi eđa gefa ķkunnugum far?
Central Park'ta yürümek ya da bir yabancıyı arabana almak ne kadar güvenli?
Fyrir nýjan aðila eða ungan kann það að kosta umtalsverða áreynslu að bjóða sig fram til að lesa ritningarstað eða gefa athugasemd og endurspegla að hann noti getu sína á góðan og hrósunarverðan hátt.
Yeni veya genç birinin gönüllü olarak bir ayet okuması ya da paragraftan okuyarak bir cevap vermesi kendisinden çok gayret talep edebilir ve yeteneğini mükemmel ve övülecek bir tarzda kullandığını gösterir.
Ég vissi ekki svo mikið huga þegar hann gerði mig að gefa upp einn af nýju föt mín, vegna þess, er Jeeves dóm um föt er hljóð.
Jeeves, çünkü o bana benim yeni uygun birini vazgeçmek yapıldığı zaman ben, çok fazla aldırmadı takım elbise hakkında karar sesidir.

İzlandaca öğrenelim

Artık gefa'ün İzlandaca içindeki anlamı hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğunuza göre, seçilen örnekler aracılığıyla bunların nasıl kullanılacağını ve nasıl yapılacağını öğrenebilirsiniz. onları okuyun. Ve önerdiğimiz ilgili kelimeleri öğrenmeyi unutmayın. Web sitemiz sürekli olarak yeni kelimeler ve yeni örneklerle güncellenmektedir, böylece bilmediğiniz diğer kelimelerin anlamlarını İzlandaca içinde arayabilirsiniz.

İzlandaca hakkında bilginiz var mı

İzlandaca bir Cermen dilidir ve İzlanda'nın resmi dilidir. Germen dil grubunun Kuzey Germen şubesine ait bir Hint-Avrupa dilidir. İzlandaca konuşanların çoğunluğu İzlanda'da yaşıyor, yaklaşık 320.000. Danimarka'da 8.000'den fazla yerli İzlandalı konuşmacı yaşıyor. Dil ayrıca Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşık 5.000 kişi ve Kanada'da 1.400'den fazla kişi tarafından konuşulmaktadır. İzlanda nüfusunun %97'si İzlandaca'yı ana dili olarak görse de, İzlanda dışındaki topluluklarda, özellikle Kanada'da konuşanların sayısı azalmaktadır.